
Hollanda medyası ona saçlarından dolayı "Mozart" lakabını vermiş dursun, Geert Wilders'in Özgürlük Partisi, yapılan son yerel seçimlerde ikinci olarak yükleşine devam ediyor. İslam karşıtı düşünceleriyle tanınan Wilders, Hitler'in Kavgam'ı gibi Kur'an'nın da yasaklanması, ekonomik krizle mücadelede başörtülülerden vergi alınması ve Müslüman göçmenlerin suç işlemesi halinde sınırdışı edilmesi gibi radikal önerileriyle tanılıyor. Wilders son olarak kendisinin hazırladığı İslam karşıtı Fitne filmiyle Dünya'da büyük tepki topladı. Diğer yandan ise, bunca tartışmalı tavır düşüncelerine rağmen, Wilders'in Özgürlük Partisi önce Temmuz 2009'da yapılan Avrupa Parlementosu seçimlerinde %17'ye yakın bir oy alarak 4 parlementer çıkarmıştı. Yükselişini yerel seçimlerde de sürdüren Özgürlük Partisi, gözünü Haziran ayında yapılacak erken seçimlere dikmiş durumda. Şubat ayının sonunda, Hollanda'da koalisyon hükümeti Afganistan politikası yüzünden anlaşmazlığa düşüp erken seçim kararı almıştı.
Şimdi genel seçimlerde Wilders'in nasıl bir oy alacağı ve buna bağlı olarak hükümete girip giremeyeceği merak konusu. Olası bir Wilders'li hükümet karşısında Avrupa Birliği'nin nasıl bir tavır takınacağı da ayrı bir merak konusu. AB çevrelerinde de çok sevilmeyen Wilders, hükümete girmesi halinde, Avusturya'da aşırı sağcı lider Jörg Haider'in başına gelenler gibi, baskı sonucunda geri adım atması ve hatta hükümetten çekilmesi muhtemel. Aslında burada tartışılması gereken konu, aşırı sağcı bir partinin, Hollanda gibi Avrupa'da farklılıklara en fazla müsaama gösteren bir ülkede nasıl bu kadar yükselmesi. Bunun elbette ki birden fazla değişik alanlardan sebepleri var. Öncelikle bu yükseliş sadece Hollanda'ya özgü değil. Genel olarak Avrupa'da yabancı düşmanlığı, göçmen karşıtı politikalar son 10 sene içerisinde oldukça artmaktadır. 11 Eylül saldırılarının yarattığı medeniyetler çatışması ortamı ve ekonomik krizin yarattığı tahribat genellikle aşırı sağ politikaların yükselmesine sebep oluyor. Avrupa ülkelerinde artan işşizlik ve suç oranlarından genellikle göçmenler sorumlu tutulmaya başlıyor. Böyle bir ortamda merkez sağ partileri de bu tip politikalara karşı çıkmak yerine, bu insanlardan oy alabilmek için ya görmezden geliyor ya da kısmen onaylıyor. Kısaca böyle bir ortamda, aşırı sağ partilerin yükselmesi çok da şaşırtmıyor. Bunun meyvesini de Wilders gibi aşırı sağcı politikacılar topluyor.
Sonuç olarak Haziran ayında Hollanda'da yapılacak erken genel seçimler olası bir Wilders'li bir hükümeti gösteriyor. Buna karşı olarak yapılması gereken şey ise AB'nin günü kurtaracak bir şekilde Wilders'le uğraşmak yerine, Wilders ve onun gibi aşırı sağcı politikacıların yükselişine neden olan sebeplere çözüm bulmaktır. Bunu yaparken de Avrupa'daki merkez partilere de büyük bir iş düşüyor.
kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25065180/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder