
Son aylarda Türkiye'nin Ortadoğu ve Afrika ülkeleriyle yaptığı vize anlaşmaları basında çok tartışıldı. Elbette ki vize anlaşmaları, yeni Türk dış politikasının önemli parçası ve Türkiye'nin bu bölgelerde daha etkili bir politika yürütmesi için gereken bir araç. Öte yandan, ABD, Yunanistan vatandaşları için turistik amaçlar için vize gereksinimini kaldırdı. Bundan böyle, Yunanistan vatandaşları 3 aylığına ABD'ye vizesiz gidip gelebilecekler. Derin bir ekonomik kriz altında olan Yunanistan, ABD ile vize anlaşması yaparken Türkiye'nin bu çerçevede konumu ne? Bu bağlamda sadece Türkiye'nin sadece ABD ile değil, aynı zamanda AB ve Schengen rejimi ile olan ilişkisini de inceleyeceğiz. Bilindiği gibi 2010 başında, AB çoğu Balkan ülkelerine olan vize uygulamasını kaldırmıştı. AB'nin Sırbıstan gibi henüz aday olmayan ülkelere bile vize uygulamasını kaldırırken, müzakereleri sürdüren Türkiye'ye vize uygulamasını devam ettirmesi, gerek siyasi arenada gerekse medyada oldukça eleştirilmişti.
Bu bağlamda, öncelikle Türkiye'nin vize uygulamasını kaldırdığı ülkelerin hemen hemen hepsine AB vize uyguluyor. Bu yüzden, bu politikanın AB ile uyumlu olduğu pek söylenemez. Özellikle, Schengen Anlaşması'na taraf olan ülekelerin ortak vize uygulaması gerektiği düşünüldüğünde, Türkiye'nin kısa vadede zaten bu anlaşmaya dahil olması pek mümkün gözükmüyor. Öte yandan, AB'nin vize uygulamasını kaldırması için gerekli olan koşulları sağlamada Türkiye henüz çok yeterli değil. İlk olarak, şu anda kullandığımız pasaportlar, gerek AB gerekse ICAO standartlarında değil. Hem kolay yıpranabilen hem de kopyası diğerlerine oranla daha rahat yapılabilen şu anki pasaportlarımız, ICAO standartlarında "biyometrik" pasaportlarla değişilmelidir ki zaten İçişleri Bakanlığı bu çalışmalarının sona yaklaştığını bildirmişti. İkinci olarak, AB ile vize uygulamasının kalkması ile beraber, ortak sınır uygulamalarının hayata geçirilmesi gerekmektedir. Gerek sınır güvenliği, gerekse sınırların belli standartlara kavuşturulması gerekmektedir. Bu konuda da, Türkiye süren müzakerelerle beraber gerekli değişiklikleri yapmaktadır. İlk iki standarta göre Türkiye için daha problemli olan son standart ise mültecilerin statüsü problemidir. Türkiye mültecilerin geri kabul anlaşmasını müzakere etmek istemektedir. Çoğu AB ülkesinden farklı konumda olan Türkiye, insan kaçakçıları için bir köprü vazifesi görmektedir. Bu yüzden Türkiye'nin sorumlu olduğu mülteci sayısı her geçen gün maalesef artmaktadır. Türkiye bu konuda AB ile masrafların paylaşılmasını ve gerekli altyapı yatırımlarının yapılmasını istemektedir. Görüşmelerin tıkandığı en önemli nokta şu an mültecilerin geri dönüşüdür.
Bütün bunlara ek olarak, ABD'nin Yunanistan'a vize uygulamasını kaldırmasında, orada etkili ve önemli bir sayıda olan Yunan nüfusunun etkisi oldukça fazladır. Türkiye'nin henüz bu kadar etkili bir lobi gücü yoktur. Öte yandan, Türkiye nüfusunun çoğunluğunun Müslüman olması ve ABD için Türkiye'de çok az da olsa radikal düşüncelerin bulunması, yine Türkiye için bir engel teşkil etmektedir.
kaynak:http://www.ntvmsnbc.com/id/25067422/


